|
“Tersanede can veren işçileri göz önüne getirerek, Clive Bell’in şu
sözüne de kulak vermeliyiz: ‘Güçsüzün ölmesine engel olmayıp,
güçlünün haklı olduğunu kabul ettikçe gerçek anlamda uygar
olamayız.’ Uygar olamayız da ‘insan’ olur muyuz?” diye soruyor
Adnan Binyazar.
Ardında Leke Bırakmamalı Sevgi ile, Binyazar, sanattan
politikaya toplumsal değişmenin nabzını tutuyor, yer yer
eleştirilerde bulunarak, ayrıntıların güzelliklerini okurla
paylaşıyor. Bu toprakların insanına sevgiler sunarken, en
umutsuzlara bile umut dünyasının kapılarını aralıyor. Bu
denemelerde, Leyla Gencer’in ölümsüz sesini duyarak çıktığınız bir
düşün yolculuğunda bulacaksınız kendinizi; Cahit Külebi, Şair Eşref,
Shakespeare, Paul Auster, Franz Kafka ve daha nice yazara uzanan,
değişik kent ve yaşamları bir de onun gözüyle göreceğiniz, anılarla
yüklü bir yolculuk...
“Gerçek sanatçı yalnızca çağının portresini çizmez, kendi
portresinin de yaratıcısıdır o. Bilir ki, kendinden başka kimse
çizemez kendi desenini, ona uyacak rengi bulup tuvale süremez.
Görülüyor ki, Beethoven kendi çizimiyle de yetinmiyor; çağının,
toplumsal duyarlığın, yurdunu ve insanını sevmenin bilincini de
aşılıyor yüreklere... Büyüklük burada; üç-beş mangıra ülke
topraklarını peşkeş çekmekte değil!..”
ISBN 978-605-5765-44-6
272 s., 15 TL
Deneme
Kasım 2009 |